Gerçek bir bilim adamı, meraklı, idealist, hayalperest olandır. Üzerine aldığı sorumluluğun, işinin getirdiği zorlukların farkında olandır, olmalıdır da.
Bilim adamları her ne kadar hak ettikleri saygıyı göremeseler de yaptıkları veya katkıda bulundukları çalışmalar ile toplumun yaşam biçimini dahi şekillendirebilirler. Bu her ülkede böyledir. Onlar her gün alışveriş yapmaya gittiğiniz marketlerde, yürüdüğünüz yolun karşısında, hatta belki oturduğunuz apartmanda bile olabilirler. Onlar aslında sessiz, münzevi bir hayatı yaşamayı tercih ederler. Bazen öyle hayallerin peşinden koşarlar ki dış görünüşlerinin sadeliğine rağmen içlerinde ardı ardına patlayan volkanlar vardır. Alanlarının getirdiği özelliklere bağlı olarak bazen ya çok tartışmayı ya da çok tartışanları dinledikten sonra direk sonucu söylemeyi tercih ederler.

Bir çok insan diyor ki: “Türkiye bilimde geri”. Evet maalesef bu doğru. Peki , bilimi gerileten etkenler acaba nedir? Bu etkenler nasıl olmalı ki ülkemizde bilim daha iyi olsun? Burada kendi gözlemlerime dayanarak bu sorulara cevap arayacağım.
