|
Akılsızlar hırsızların en zararlılarıdır: Zamanınızı ve neşenizi çalarlar. Goethe
|
|
Sohbet - Hangi Matematik Eğitimi?
| 04.03.2006 - 17:50 |
Hangi Matematik Eğitimi? |
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Matematik eğitiminin iyileştirilmesi üzerine olan tartışmalar milli eğitim sistemi hakkındaki tartışmaların belki de en hararetli olanıdır. Fakat iyileştirme için gereken yöntemleri tartışanlar sanırım, “acaba ülkemizde matematik eğitimi var mı?” şeklinde bir soruyu akıllarından bile geçirmiyorlar. Genel olarak bu tarz tartışmalara “hangi matematik eğitiminden bahsediyorsunuz?” şeklinde göz yaşartıcı bir soruyla cevap vermek zorunda kalıyorum.
Eğitmenlik konusunda iç karartıcı konuşacağım için herkesten özür diliyorum. Fakat şunu da belirtmeliyim ki bu yazı herhangi bir suçlama içermemektedir. Suçlu peşinde koşarak vakit kaybedemeyiz… Bu sebeple küçük bir “matematik eğitimi” örneği vermeyi uygun buluyorum.
Yer : Bursa Hürriyet Lisesi
Tarih : Boş zamanlarımı lisede geçirdiğim günler.
Ders ve Konu : Matematik (Mantık)
Öykü : Hoca derse girer ve mantık konusunu anlatmaya başlar. Ağabeylerinden mantık konusunun gereksizliği konusundaki ölümcül öğütlerini alan öğrenciler bir yandan yeşil tahtadaki yazıları olduğu gibi defterlerine kopya ederken diğer yandan hocanın fazla vurguladığı hususlar konusunda “sınavda kesin çıkar” türünden yorumlar yaparlar. Hoca önermeyi şu şekilde tarif eder. “Doğru yada yanlış kesin bir ifade içeren cümlelere önerme denir.” Ardından komik örnekler vererek öğrencinin stresini almaya çalışır ve görevi bitmiştir. Farkında mıdır bilmem ama önermenin tanımını yaparken öğrencilerden gelebilecek özçelişik ifadelere karşı mükemmel bir savunma uygulamıştır. Çünkü onun tanımına göre bir önerme ya doğru yada yanlış olmalıdır. Öğrencinin vereceği örnek ikisi de olamayacağı için bir önerme değildir ve hoca günü kurtarmış olur.
Konu daha da ilerledikçe P ve Q ise bilmem ne bilmem nedir … şeklinde uzayıp giden örnekler üzerinde ‘De Morgan’ın “Kanunları”nı uygulayarak öğrenciye ne kadar becerikli olduğunu göstermeye çalışır ve karışık zihnime “bu “De-Morgan” acaba hukukçu mu?” şeklinde bir soru daha ekler. Hatta daha da ileri giderek elektronik devrelerden örnek vererek “acaba ders fizik miydi?” sorusunu da karışık olan zihnime bırakır. Son olarak bir matematik dersine asla yakışmayacak bir biçimde bu konunun ileride bilgisayar mühendisliği okuyacak olanlar için önem arz ettiğini söyleyerek konuyu kapatır.
O zamanlar hocaların kitaplardan daha değersiz olduklarını düşünürdüm ve bu güne kadar görüşümü değiştirecek bir hocam olmadı. Bana karşı hazırlanmış bir komplo değil ise ülkemdeki hocaların aslında hoca olmadıklarını, anlattıkları şeyin matematik olmadığını ve bu yüzden verilen derslerin aslında eğitim olmadıklarını söyleyebilirim. Az sonra vereceğim örnek bu iddiamı üzücü bir şekilde destekleyecek.
Yer : Bursa Hürriyet Lisesi
Tarih : Liseden kurtulmak üzere olduğum günler.
Konu : TÜBİTAK Lise Öğrencileri Arası Proje Yarışması
Öykü : Zavallı ben, tek kusursuz sayıların var olup olmadıklarını araştıran ve onların var olma ihtimallerinin düşük olduğunu belirten projem ile yarışmaya katılmak üzere okulumun “matematik hocalarına” danışıyorum. Konu hakkında bilgileri olmadığını söyleyen birkaç hoca beni başlarından def etmek için ilginç hikayeler anlatıyorlar. Halbuki buna hiç gerek yok. Çünkü böyle bir konu hakkında bilgileri olmadığını söyledikleri an onların “matematik hocası” olmadıklarını anlamıştım. “Basit birkaç cebirsel işlem yığını hakkında bilgisi olmadığını söyleyen birisi “matematik hocası” olabilir mi acaba?” sorusu o kadar da zor gelmemişti bana. Sağ olsun sonunda, ilk öykünün kahramanı olan şahsiyet önerimi kabul etti ve yazdıklarımı incelemek üzere aldı. Birkaç ders sonra beni yanına çağırarak projeyi anladığını fakat örnekler ile zenginleştirmem gerektiğini söyledi. Nezaketimi korumak için damağımı ısırıyordum ama bu bile gülümsememe engel olamadı. Olmadığını kanıtlamaya çalıştığım şeyden örnek istiyordu. İzah etmek için çaba harcayarak “örnek vermemi istediğiniz şeyden bir örnek bulsaydım bu yazıyı yazmamış olmam gerekirdi” dedim. Daha “De Morgan”ımsı bir açıklamayı felsefe dersini veren şahısa bırakarak öğretmenler odasından ayrıldım. Aradan birkaç ders daha geçtik ten sonra başka sınıftaki bir tanıdığımdan ilginç bir öykü daha dinledim. Meğer ben öğretmenler odasından çıktıktan sonra bana proje danışmanlığı yapan hocamız arkadaşımın sınıfında derse girmiş ve konuyu sınıfa anlatarak “Proje güzel olmuş ama direkt kitaptan geçirmiş. Hiç örnek yok.” demiş...
Üzülmenin yersiz olduğunu düşünerek matematikçiler arasında meşhur olan “doğrudan kitaptan” sıfatını Paul Erdös kullanmışçasına sevindim. Yılların etkisi ile, “öğrencisi” olduğum “hocalar” bende şöyle bir kanaat oluşturdu. Eğer yaptığın şeye bir anlam veremeyen hocalar çok sayıda ise vazgeçme. Büyük ihtimalle yıllardır sana öğrettiklerinden daha iyi bir şey yapıyorsundur. Hocaların beni kendilerine rakip olarak görmeleri garibime gider. Bir türlü anlam veremediğim bir davranış. Halbuki ben onları kendime rakip olarak görmüyorum…
Matematik dersinde “bu kuraldır”, “şu kanundur”, “o soru kalıbıdır”, “alıştırma soruları”, “bu soru hatalı çöpe atabilirsiniz”, “test tekniği”, “ben evde çözüp getiririm”, “bu konu seni aşar”, “sınavda çıkacak”, “ileride lazım olacak”, “haddini bil”, “kafanızı bunlara yormayın”, “sayfa xxx’i açın”, “üniversiteye gidince anlarsın”, “bize böyle öğrettiler” … şeklindeki kelime gruplarını duyma sıklığınızın fazlalığı, matematik eğitimi almadığınızın üzücü belirtilerindendir.
| |
|
| 04.03.2006 - 18:20 |
Re: Hangi Matematik Eğitimi? |
Ayşe Forum Yöneticisi
Mesajlar: 316
Nereden: Aberdeen
|
|
 Şenol demiş ki:
Bana karşı hazırlanmış bir komplo değil ise ülkemdeki hocaların aslında hoca olmadıklarını, anlattıkları şeyin matematik olmadığını ve bu yüzden verilen derslerin aslında eğitim olmadıklarını söyleyebilirim. Az sonra vereceğim örnek bu iddiamı üzücü bir şekilde destekleyecek.
|
"Ülkemdeki" kelimesini kısıtlama yoluna gitmen gerekir Şenol. Ben Manisa Fatih Anadolu Lisesi'nde böyle bir hocaya denk gelmedim. Biri dışında - o da zaten hükümet değişince gitmişti.
Ben de hayatımdan bir örnek vermek istiyorum:
Lise sonuncu sınıfta, bilirsiniz, öğrenci derslerin boş geçmesi için elinden geldiğince çaba sarfeder. Ama matematik hocamız Orhan Bey, sizin ileride çok işinize yarayacak; belki üniversiteye girmeye hak kazanacaksınız ama orada da devam edebilmek için bunları bilmeniz gerekir;... diyerek yaşıtlarımdan kimsenin lise3'te görmediği analiz konularını işlemişti. İspatları ile birlikte!!! Ve ben matematik 1. sınıfta okurken, okula lise 3 defterim ile giderdim. çoğu arkadaşım 1. sınıfta zorlanırken, benim için durum aksine idi. hatta hiç unutmam, hocamızın bu ödevi çözene sınavda +10 puan vereceğim dediği sorunun çözümü lise defterimde vardı.
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Haklısın Ayşe ve söylediklerin komplo kurbanı olma riskimi fazlalaştırıyor. Şanslı olduğunu belirmeliyim. Darısı diğer komplo kurbanlarının başına...
| |
|
Zeliha
Mesajlar: 2
Nereden: Erzurum
|
|
ben de aslında hem şenol un hem de ayşe nin dediklerine katılıyorum..Şenol un dediklerine katılıyorum çünkü,,gelişen ve ilerleyen zamana rağmaen öğretmenlerimiz nedense kendilerini bir türlü geliştiremiyorlar..durum böyle olunca da ya öğrencilerin sorularını cevaplamaktan kaçıyorlar ki bu genelde'ben bu konuya bi bakayım,,şu an aklıma gelmiyo ama...'şeklinde oluyor..Sonuç olarak belki bilmediğimiz ve ya takıldığımız noktalar elbet olacak,ama bizimde yapabileceğimiz bişeyler mutlaka var.Açıkçası ben bunu bir matematik öğretmenine yakıştıramıyorum..Çünkü başta öğrencinin sana olan tutumu değişiyor..durum böyle olunca;"dur şu soruyu da sorayım,biraz köşeye sıkıştırayım" ya da "aman ya nasıl olsa çözemez hiç boşuna sormayayım"zihniyetiyle yaklaşan bir çok öğrenci var..Açıkçası bende lisedeyken çok yetersiz gördüğüm öğretmenlerime soru sormak istemezdim...Öyleki(30:60:90) üçgeninin özelliklerini bilmeyen geometri hocamız vardı(!)tabi bu çok ayrı bi tartışma konusu içine giriyor..Ama demek istediğim şu ki öğretmenlerimiz artık güncel matematiği biraz takip etmeli...Ayşenin dediklerinden aslında ben de yaralıyım..çünkü ünv.1.sınıfta acısını ben de çok çektim..ne limitin "L" sini ne de integralin "i"sini biliyordum...kısacası hem sistem,,hem de öğretmenler yenilenmeli!!
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Eğer hocalar hala kendilerini yenilemek konusunda imkanlarının kısıtlı olduğunu düşünüyorsa dizüstü ve ADSL kampanyaları boşa yapılmış demektir. Eğer bu kampanyalardan faydalanıp da hala öğrencilerine faydalı olma konusunda girişimde bulunmuyorlar ise -biraz ağır olacaksa da- kendilerine yapılan kampanya için harcanan milli kaynağı haksız çıkarlarına kullandıklarını düşünürüm.
Umarım kendilerine sağlanan bu imkanı, sağlayanlara ve çocuklarına faydalı olabilmek için kullanırlar.
Çok zor ya da zahmet gerektiren soruları yanıtlayamayan öğretmenleri o kadar da garipsemiyorum. Fakat bahane uyduranlar konusunda bu kadar iyimser düşünmüyorum. Öğrenciler hocalarına Goldbach Sanısı'nın doğru olup olmadığını isim vermeden sorabilir. Hoca çok yüksek ihtimalle (sanıyı bilmiyorsa) yanıtlayamayacaktır. Fakat yanıtlayamayışını haklı çıkarmak yerine bunun zor bir soru olduğunu kabullenmelidir. Hocaların bilgisizliği değil de kibirliliği beni asıl üzen husustur.
Diğer bir mesele ise anlatabilme kabiliyetidir. Bildiğini ifade etme konusunda her kişinin eşit kabiliyete sahip olmadığı kuşku götürmez bir gerçektir. Fakat ifade yeteneği zayıf olan kişilerin öğretmenlik mesleğini seçmesi benim şarkıcı olmam kadar kötü bir fikirdir. (Gergedanların sesini dinlemeyi tercih ederdiniz :)
Bir matematik öğretmeninin, "Matematik"in ilk "M"sinin bir kısmını bilmesi ve o bildiğinin bir kısmını da anlatabilmesi, ikinci "m"ye kadar bilip de anlatamamasından iyidir...
| |
|
Bertan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 222
Nereden: Ankara
|
|
Bana kalırsa kişisel olarak öğretmenlere yüklenmekten çok devletin eğitim politikası eleştirilmeli önce. İnsanlar öğretmenliğe üç ay tatil yapılabilen memurluk olarak baktığı sürece karşımıza beğenmediğimiz öğretmenler hep çıkacaktır. Eğer ki ülkenin gençleri bu öğretmenlerin eline bırakılacaksa öğretmenlik de değerli bir meslek dalı olarak görülmeli ve herşeyin öncesinde saygı duyulmalı. Şu an bizim bölüm de ki bir çok öğrencinin baktığı gibi "hiçbirşey olmazsam öğretmen olurum, düzenli para alır, yılda 3 ay da tatil yaparım" gözüyle bakılmamalı öğretmenlik mesleğine.
Bence çözüm arayışına ilk olarak buradan başlanmalı zira sırf parası ve tatili için öğretmenliği seçmiş bir insandan kendini bu meslekte geliştirmesini beklemek, ve bunu yapmadığı için ona kızmak anlamsız olacaktır.
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
O zaman ben de onlara bu mesleği seçtikleri için kızarım. Şarkı söylemem ile ilgili örneğime dikkat ediniz. İnsan faydalı olamayacağını bildiği bir mesleği seçiyor ise bu haksız kazanç sağlayacağı manasına gelir ve bu kızılası bir durumdur.
Eğitim sistemi ve öğrencileri eleştirmek de bu kadar doğal olacaktır elbette.
Çözüm arayışına gelince, bu benim vazifem değil ve de çözüm konusunda ne kadar ümitsiz olduğum, attığım başlıktan anlaşılmalıdır.
| |
|
Bertan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 222
Nereden: Ankara
|
|
Bu tartışma bambaşka yerlere gidiyor gibi geliyor. Sırf parası için öğretmenlik mesleğini seçenlere ben de kızıyorum fakat ekonomik olarak gelişmemiş bir ülkede, insaların parayı düşünerek meslek seçmesine kızmak, insanlara neden idealist olmuyorsunuz demek de çok gerçekçi gelmiyor bana. İdealist (türkçesi ne bunun?) tarafım onlara kızarken diğer tarafım hak veriyor. Hak veriyor demeyelim de (ki veremiyor) anlamaya çalışıyor diyelim..
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Ben onlara para kazanmak amacıyla bu mesleği seçtikleri için değil, meslekte başarılı olamayacaklarını bile bile ve bu yüzden kazanacaklarını hak etmeyeceklerini bile bile seçtikleri için kızıyorum. Ben mühendislik mesleğini tercih ettim ve bunu para kazanabilmek için yaptım. Ama bu işi iyi yapabileceğim konusunda kendimi öz-eleştiri süzgecinden geçirdikten sonra bunu yaptım. İleride bu işi iyi yapamadığımı düşünürsem bırakırım. İşe yaramazlığını bile bile kazanç sağlamanın etik olduğunu kim savunabilir. Bunun da ötesinde, bu hatanın affedilebilir olduğunu düşünelim. Fakat bu durumda bile öğretmenlerin kendilerini geliştirmemesi, affedilebilir gözükmemektedir.
Bu arada 'idealist' kelimesinin türkçe karşılığı olarak 'ülkücü' kelimesi kullanılabilir. Yahut bu, 'ülküsü olan' şeklinde yazılabilir.
| |
|
Bertan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 222
Nereden: Ankara
|
|
O kelimeyi bırak idealistin türkçe karşılığı olarak kullanmayı, cümle içinde bile kullanmayı istemem. Neyse, söylediklerinde haklısın fakat hepsi 'ideal' ortamlar için geçerli savlar bana kalırsa. Ülkede binlerce insan işsiz gezerken, birileri sırf para kazanmak için öğretmenlik mesleğini seçiyor diye ve rahat rahat, hiçbirşey yapmadan para kazandığı için kendini geliştirmiyor diye onlara kızamıyorum. 'kızamıyorum' belki yanlış olacak, kızıyorum tabii ki fakat bahçi geçen şekilde davranan öğretmenlere yapılacak eleştiri, devletin ekonomi ve eğitim politikasından, ülkenin sosyal durumundan soyutlanarak yapılmamalı ve yapılamaz da zaten.Bana kalırsa, sözü geçen öğretmen modeli düşünüldüğünde, bu öğretmenlere kızılmalı tabii ki ama ondan önce kızılması gereken başka şeyler var. Sonra öğretmenler diye düşünüyorum.
Öncelikli hedef öğretmenler değil eğitim politikası ve ülkenin ekonomik durumu olmalı.
Bu arada aramızda mutlaka ki öğretmenler de vardır. Onlar da tartışmaya katılsa daha sağlıklı bir tartışma yütürebiliriz belki...
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Güzel Türkçe'mizin güzel kelimelerini bir kümenin malı haline getirmemek için ben bu kelimeyi bundan sonra kullanacağım. Bu kelime bir sıfattır ve bunu isim haline getirenler, benim bunu sıfat halinde kullanmama engel olmamalıdır. Neyse, fazla uzaklaşmayalım.
Haklısın Bertan, ülkenin şartları olmasını istediğimiz kadar iyi değil. Ve sanırım ekonomik şartlar ile ilgili söyleyebileceğim herhangi birşey olmadığı için konuya girmiyorum. Fakat ben yine de, bu şartlar altında mesleğini iyi icra eden insanlar varsa, ben haklı olarak -aynı şartlarda- böyle yapmayana kızarım. Misal, bir doktoru düşünelim. Eğer bu doktor işini iyi yapmadıysa ve sorumlu olduğu hastalar ölüyor ise, bu doktorun "kardeşim, eve ekmek götüremiyoruz.Düzen kötü, ekonomi kötü. Suçlu ben değilim." gibi bir açıklaması karşısında acaba tepki ne olurdu ? Benzer bir biçimde işini iyi yapmayan öğretmenler yüzünden de birçok gencimizin beyinleri ölüme terkedilmiş durumda.
Sadece öğretmenleri eleştirmem tepki toplamasın diye söylüyorum, bir öğrenci olarak yine öğrenci olanları eleştirirsem, karşıt-eleştirinin, öz-eleştiriden daha samimi olduğu konusundaki düşüncelerime karşı büyük saygısızlık etmiş olurdum. Bu sebeple, öğrencileri eleştirme işini öğretmenlere bırakmak istedim. Umarım (Bertan'ın da dediği gibi) tartışmaya öğretmenler de katılır.
İyi bir öğretmenin bile derman olamayacağı birçok kötü öğrenci olabilir (vardır). Fakat bu, bir öğretmenin işini iyi yapmaması için bahane olamaz. Aynı durum öğrenci için de geçerlidir.
| |
|
Hasan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 93
Nereden: Ankara
|
|
Kendimi henüz öğretmen saymamakla birlikte,yaklaşık 8 aydır,matematik öğretmeye çalışıyorum(dershaede).Gerçektende çok memnunum,bu işi yapmakla,kendimi zar zor geçindirecek bir para kazansamda :)
Şenol düşüncelerin doğru,fakat gerçek hayata uygun değil.
 Şenol demiş ki: Benzer bir biçimde işini iyi yapmayan öğretmenler yüzünden de birçok gencimizin beyinleri ölüme terkedilmiş durumda. |
Bu sözüne ise tamamen katılmıyorum.Gençleri beyinsizliğe götüren öğretmenler değil,eğitim sistemi ve televizyondur.
Memleket öyle bir kokuşmuşluk içindeki,insanlara zorla diploma verildiğini biliyor musunuz?Hani şu dönem başında mezun olamayanlara uygulanan sınavlar.İlçe Milli Eğitim'den baskılar geliyor,"hepsini geçirin" diye..Daha ne söylenebilirki?
| |
|
| 22.03.2006 - 12:26 |
Hangi Matematik Eğitimi |
Nevin
Mesajlar: 5
Nereden: Sakarya
|
|
hasana katılıyorum. ben de bir çok programlı lisede matematik öğretmenliği yapmaya başladım bu sene. gerçekten de durum tıpkı hasanın dediği gibi çocuğa o kadar ek sınav ahkkı veriliyor ve bunları geçir demek oluyor ki bu. çocuk nası olsa hocam ben geçicem öyle ya da böyle diyor bu çocuğa gel de matematik öğret ki amacı liseye gelirken sadece ehliyet almak:)
ama tabi ki öğretmenin yeterliliğ de çok önemli ve öğretimde öğretmenin bilgisi ve gayreti olmalı kendini geliştirmek için heyecanı bitmemeli bu da bir gerçek.ama okullarda durum o kadar kötü ki bir düz lise melek lisesi bir matematik öğretmeni için ne kadar yıpratıcı bunu tahmin edersiniz sanırım, bir şeyler yapma gayreti içindeki öğretmen için tabi ki
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Sebebi tek bir şey olan hiç bir şey yoktur ki genç beyinlerin ölümünün tek suçlusu öğretmenler olsun. Fakat bir öğretmen vermesi gerekeni vermiyorsa, alması gerektiğini düşündüğü parayı da almamalı.
Öğrencilerin her koşulda sınıftan geçmeleri olumlu yönde kullanılabilir ve bunu yapmak hocaların işidir. Madem ki sistem size geçirin diyor o halde siz de öğrencilerinize diyebilirsiniz ki 'bu dersten korkmayın ve rahat olun, not almak için çalışmayın anlamak için çalışın çünkü sizin notunuz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zaten bize verildi.'
Eğitim sistemi şüphesiz ki sorunlu ve suçludur fakat bu sadece hafifletici sebep olabilir.
Bu arada düşündüklerim tamamen eleştiri maksatlı olduğu için gerçek hayata uygunluğu üzerinde fazla durmuyorum. Eğitme görevi bana verilmedi ki sorunlarını ben çözeyim...
Bu arada her konuda sık sık bahsetmeyi uygun gördüğüm yetki ve sorumluluk konusuna değinmeliyim. Öğretmenler yada her kim olursa olsun bir yetkiye sahip olan herkes en az o kadar sorumluluğa da sahiptir ki bu unutulmamalıdır. Hemen her öğretmen verdiği sorumluluğun yerine getirilip getirilmediği konusunda öğrencileri teftiş eder. Fakat öğretmenleri kim teftiş ediyor, senede bir gün davullu zurnalı karşılanan ve saçma birkaç soru sorup giden müfettişler mi?
| |
|
| 10.04.2006 - 13:30 |
Hangi Matematik Eğitimi |
Nevin
Mesajlar: 5
Nereden: Sakarya
|
|
gelen müfettişin öğretmeni teftişi ner kadar gerçekçi herkes farkında
bu teftişi kim yapacak peki?
şuna öğretmenin vicdanı, görev ve sorumluyluk bilinci desek? hepsinden daha etkili değil mi?
| |
|
Hasan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 93
Nereden: Ankara
|
|
 Şenol demiş ki: Madem ki sistem size geçirin diyor o halde siz de öğrencilerinize diyebilirsiniz ki 'bu dersten korkmayın ve rahat olun, not almak için çalışmayın anlamak için çalışın çünkü sizin notunuz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zaten bize verildi. |
Bu fikir kimsenin aklına gelmemiştir herhalde!
Çemberin içinde olmakla dışında olmak farklı şeylerdir!!!
Not: Öğretmenler hatasız demiyorum,yalnız hatalı olduğu noktalar bunlar değildir!
| |
|
Ersin
Mesajlar: 34
Nereden: Mardin
|
|
selamlar
tartışmak için öğretmen istiyorsunuz bende öğretmen adayıyım vanda ilk öğretim matematik öğretmenliği 3. sınıf okuyorum
şimdi lise hocalarından bahsediyorsunuz bizde analiz 1,2,3,4 diye 4 tane analiz var ben her dördünüde lise hocam sayesinde geçtim desem umarım abartmış olmam bizim eğitimde analiz derlerine giren hocalar hep fen edebiyat bölümünden geliyorlardı. orda öğrenciler önemli bir bölüm okumadıklarını düşündükleri için öğretmenlerde fazla önemsemiyorlar.bize gelince de aynısını yapıyorlar bu nedenle her dört analizide lise öğretmenim sayesinde geçtim bu kanımı doğrulayan karar ise bizim sınıftaki öğrencilerin çoğu hala lise 1 de gösterilen derler(yani eski öss konuları) dışında daha da matematik bilmiyorlar ve hepsi analizleride geçti
ve öğretmenlik mesleğini seçmeye gelince elbette öğretmenliği seviyorum hatta kardeşlerime ve bazı arkadaşlarıma ders bile veriyordum ama matematiği seçmemin 1. nedeni bu değil ailem mesela öğretmenliği seçmemi istedi dediler devlet kapısıdır garanti iştir ve haklıydılar amcamın oğulları üniversite okudukları halde boştaydılar ve hala boştalar
ve 2.neden biz 24 tane tercih yapıyoruz bekliyoruz şansımıza ne çıkarsa onu okuyoruz mesela ben 18 tercih yaptım sonuncusu geldi öğretmenlik
3. neden bize seçme şansı vermiyorlar ben fen edebiyat matematik okumayı tercih ederdim ama sayılı üniversiteler içinde onlarda gelmedi öğretmenlik geldi bizde okuyoruz şimdi kendimi öğretmenlik psikolojisine hazırlıyorum. bitirnce iyi olmak için elimden geleni yapacam
ablam kızıltepede (mardinin ilçesi) öğretmen pazartes,i sal veı çarşamba günleri sesi iyi perşembe cuma günleri sesi kısılıyor cumartesi öyle kalıyor ve hafta içi tekrar aynı döngü
bunu göze alarak öğretmen olacam
bide kırk günde yetişen öğretmenler var
...
| |
|
Cihan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 146
Nereden: Ankara
|
|
 Şenol demiş ki: Madem ki sistem size geçirin diyor o halde siz de öğrencilerinize diyebilirsiniz ki 'bu dersten korkmayın ve rahat olun, not almak için çalışmayın anlamak için çalışın çünkü sizin notunuz Milli Eğitim Bakanlığı tarafından zaten bize verildi.'
|
Böyle derlerse ,anlamak için çalışmak şöyle dursun, öğrencilerin çoğu çalışmaz bile.
| |
|
Şenol
Mesajlar: 195
Nereden: Bursa
|
|
Şimdikinden daha mı kötü olur sanki. Hem daha kötü olsa ne olacak. Bu arada benim eleştirim öğretmenlerin ders anlatma konusundaki eksikliklerine. Milli Eğitim geçirin diyorsa geçirsinler, fakat dersi iyi anlatmamak için bu bir bahane olamaz. Sen dersi iyi anlat, öğrenci anlamaz ise bu onun sorunudur.
| |
|
Bertan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 222
Nereden: Ankara
|
|
 Şenol demiş ki:
Bu arada düşündüklerim tamamen eleştiri maksatlı olduğu için gerçek hayata uygunluğu üzerinde fazla durmuyorum. Eğitme görevi bana verilmedi ki sorunlarını ben çözeyim... |
Çözümü düşünmeyen birinin, var olan sorunu eleştirmesini pek doğru bulmuyorum. Eleştirmek için eleştirip bu kadar kişinin vaktini almak çok doğru gelmiyor bana.
Neyse,
Her şeyin öncesinde -bunu yukarıda bir yerlerde de söyledim- eğer amaç öğretmenliği eleştirmekse ve bu tamamen "hiçbirşey bilmeyen öğrenciler derslerini geçiyor" ya da "bana öğretmenler kötü davrandı" sonucuna bakılarak yapılıyorsa bir yerlerde bir şeyler yanlış, dahası eksik demektir.
Öğretmenlerin ders anlatamıyor ya da öğrencilerin anlatılanlardan bir şey anlamıyor olması, öğretmenin mesleği seçmesindeki sebeplerden, ekonomik durumuna, mezun olduğu okuldan, öğretmenin evdeki sorunlarına, mesleğe bakış açısından dünya görüşüne kadar bir çok sebebe bağlıdır.
Sadece sonuca(üstelik bireysel yaşantılardan elde edilen sonuca) bakarak, öğretmenler mesleklerini iyi icra edemiyorlar demek çok sağlıklı olmayacaktır.
Bu sadece öğretmenlik için değil herhangi başka bir meslek dalı için de geçerlidir. Öğrencilik dahil. Eğer amaç çözüm üretmekse, mümkün olduğunca olaya 'yukarıdan' bakmak, yerinde eleştiriler yapmak ve en uygun çözümü bulmaya çalışmak yerinde olacaktır ama yok çözüm önemli değilse(!) yapılan eleştirinin doğru-yanlış, adaletli-adaletsiz olup olmadığı ve dahası insanların burada ne söyleyip söylemediğimiz de önemli değildir bana kalırsa.
| |
|
Damla
Mesajlar: 43
Nereden: Ankara
|
|
insanlarla pek haşır neşir olmayacağım bir meslek dilerdim,ama insanların tam ortasına düştüm.bölüm okumak isterdim,ata-erkil aile yapısıyla,sosyal kaygılarla ve çevrenin de etkisiyle şu an eğitim fakültesi 1.sınıfındayım.bölüm yazmama müsade bile edilmedi.idealistlikten söz etmişsin şenol..insanın ekonomik kaygıları sürdüğü müddetçe idealist olmak zordur türkiye'de.nitekim kendimi çok idealist görürdüm bir zamanlar ve liseyi2.sınıftayken bırakıcaktım.atatürk anadolu lisesi mezunuyum.ank.ın en yüksek puanla öğrenci alan liselerinden biri,ortaokul ve lise de dahil o okulda 1i dışında hiç ama hiç işinin ehli diyeceğim bir mat. öğrt olmadı resmen köreldim,(öğrenci mantığıyla) onlar yapmıyorsa,ben de yapmam diyerek tavır aldım aklımca ama onlara hiç birşey olmadı sanırım bende komplo kurbanlarından biriyim ama ferk bazıları komploculara kendi yardım eder,ben o bazılarındandım  müzik,din,resim adına çok iyi hocalarım vardı ama sayısal ders hocaları  belki biliyorlardı ama onların bildiklerini bile bilmiyordum,dahası iletişim adına 0 insanlar vardı öğretmenlerimiz arasında.anlayamamak ve anlaşılamamak kötüdür.
aslında belki sen(şenol)öğretmen olsaydın iyi olurdu..çünkü eksiklikleri biliyorsun,nasıl gidereceğini de bilirsin ve uygularsın sonra arkandan ayşe gibi konuşan iyi öğrencilerin olurdu  kendin gibi yarışmalara hazırlanan öğrencilere yol gösterir,mum yakardın..
herkes sistemden yakınıyor.bu noktada hemfikiriz ama bi yerlerden tutmazsak değiştirmek adına asla varolan zihniyet değişmez.küçük damlalarla işe başlayıp göl oluşturmalıyız.herkesin kapısının önünü süpürme muhabbeti vardır ya,herkes işini yaparsa herşey tertemiz olacaktır...
eğitim şart:)
| |
|
Ayşe Forum Yöneticisi
Mesajlar: 316
Nereden: Aberdeen
|
|
Damla, geleceğin öğretmenlerine bakıyorum da (bunlar benim arkadaşlarım) gerçekten arkalarından benim gibi konuşacak nesiller yetiştiriyorlar gibi geliyor bana. mesela arkadaşım Serap'tan bahsetmek istiyorum. Serap, ilk olarak Afyon'un bir köyüne atandı. bir başkası olsa köydeki tek okulun tek öğretmeni ve müdüresiyim deyip, işleri kaytarır; ders işlemek yerine çocukları boş bırakırdı - ki öğrencilerinin dediklerine göre önceki hocaları bunu yapıyormuş.
oysa arkadaşım idealistliğinden ve işini ciddiye almasından dolayı ders çıkışı nasıl olsa köydeyim yapacak işim yok, biraz daha kalıp ders göstereyim diyorsa ve ya oraya yol yaptırıyorsa, hatta biraz abartıp ilkokul çocuklarına blok ders yapıyorsa... inanın bu ülke, bu potansiyeli ile çok şanslı.
| |
|
Hasan Forum Sorumlusu
Mesajlar: 93
Nereden: Ankara
|
|
 Damla demiş ki: ...insanın ekonomik kaygıları sürdüğü müddetçe idealist olmak zordur türkiye'de... |
 Ayşe demiş ki: .. idealistliğinden ve işini ciddiye almasından dolayı ders çıkışı nasıl olsa köydeyim yapacak işim yok, biraz daha kalıp ders göstereyim diyorsa ve ya oraya yol yaptırıyorsa, hatta biraz abartıp ilkokul çocuklarına blok ders yapıyorsa... inanın bu ülke, bu potansiyeli ile çok şanslı... |
İki cümleyide okuyorsun,sonuçta ikisininde haklılık payı var..Çık,çıkabilirsen işin içinden!
| |
|
Damla
Mesajlar: 43
Nereden: Ankara
|
|
ayşe olumlu örneklerin için çok sağol,gerçekten çok gerekli bu tip örnekler;ama ülkemizin nüfusu gereği en çok öğretmene ve ekmekçilere gereksinim var;hal böyle olunca bu meslek grubunda bir dolu insan var.çoğunluğun yolsuzluk yaptığı bir yerde öğretmenlerde büyük bir paya sahip ve öğretmenler etik değerleri çiğnedikçe bu meslek dalı karalanmaya devam edilecek.diğer mesleklerde de belki yolsuzluklar gırla gidiyordur ama en gözönünde bulunan eğitimciler.
işte ciddiye almak ve vicdanlı olmak gerek.
ben öğretmenliği yapamam derdim,hep olumsuz örneklerle büyüdüğüm için ama geçen staja gittik ve konu anlatmam gereken bir durum oldu.kendimi tanıyamadım adeta !!ve yaptığım şeyden zevk aldım;ilerde öğretmen olursam işallah çoğunluktan olmam...olmamak için çaba harcarım en azından:)
seçtiysem de bu bölümü çoğunluğun dışındaki dersane hocalarım sayesindedir.
| |
|
Gökhan
Mesajlar: 23
Nereden: Ankara
|
|
Mustafa Kemal Atatürk'ün ögretmenlik meslegi ile ilgili çok güzel bir sözü var:"Öğretmenlik bir sanat işidir.Sanatçı geçim sıkıntısı çekerse ondan yaratıcılık beklenemez".Şu anki duruma baktıgımızda öğretmenlerimizin geneli geçim sıkıntısı çekmektedir.Maaşlarının iyi oldugu pek söylenemez.Ayşe'nin verdiği örnekteki öğretmenimizi kutlamak gerek bence hem geçim sıkıntısı var hemde yaratıcı helal olsun valla
| |
|
| |
Forum Erişim
|
|